İnsan Kaynakları mesleğim ile mesleki kimliğimin dışında da sürekli gözlemlediğim bu kavram üzerine yazmak istedim. Umutlu musunuz yoksa Umut-suz-mu? Son zamanlarda yine koçluk ile ilgili ciddi ciddi düşünmeye başlamışken (Yıllardır buna zemin hazırlayacak pek çok şeyin içindeyim), bu yazıya denk gelip okuyacak özellikle bazı üniversite öğrencileri için bir kaç kelâm kaleme almak istiyorum. Üniversite etkinlikleri, mülakatlar, sohbet ettiğim öğrenciler, yakın çevremde destek isteyen yeni mezunlar, Avrupa'da okuyan tanıdıklarım; diplomasının anlamını sorgulayan gençler, 'staj bulamıyoruz'lar, 'mülakatta ne yapsak bir türlü olmuyor'lar, yaş bağımsız 'artık şehirde yaşamakla kırsala göçmek arasında araftayız' diyenler, 'beyaz yakalı' olmakla 'girişimci olmak' arasında ince çizgide olanlar, 'yapay zeka' varken kendi 'zekamı' nerede konumlandıracağım karamsarlıkları, bölüm çok mezun veriyor ek iş yapsam da ne yapabilirim diye düşün...
İstanbul Üniversitesi yüksek lisans yolculuğunu bitirmiş, iş hayatında İnsan Kaynakları, hayatının yarısı yolculuk olan, yazmayı, seyahat etmeyi, müziği, yemeği seven bir de etrafındaki güzel insanlarla huzurlu bir hayatı yeğleyen, zamane olamayacak kadar geçmiş yaşıyla ancak hâlâ seksek oynayacak kadar çocuk ruhuyla, hayatın ona getireceği güzelliklerin geleceğine inanıp çabalayan,hepsinden öte kısacası iyi bir insan olmaya çabalayan evrendeki milyonlarca noktadan biri.