İnsan Kaynakları mesleğim ile mesleki kimliğimin dışında da sürekli gözlemlediğim bu kavram üzerine yazmak istedim. Umutlu musunuz yoksa Umut-suz-mu? Son zamanlarda yine koçluk ile ilgili ciddi ciddi düşünmeye başlamışken (Yıllardır buna zemin hazırlayacak pek çok şeyin içindeyim), bu yazıya denk gelip okuyacak özellikle bazı üniversite öğrencileri için bir kaç kelâm kaleme almak istiyorum. Üniversite etkinlikleri, mülakatlar, sohbet ettiğim öğrenciler, yakın çevremde destek isteyen yeni mezunlar, Avrupa'da okuyan tanıdıklarım; diplomasının anlamını sorgulayan gençler, 'staj bulamıyoruz'lar, 'mülakatta ne yapsak bir türlü olmuyor'lar, yaş bağımsız 'artık şehirde yaşamakla kırsala göçmek arasında araftayız' diyenler, 'beyaz yakalı' olmakla 'girişimci olmak' arasında ince çizgide olanlar, 'yapay zeka' varken kendi 'zekamı' nerede konumlandıracağım karamsarlıkları, bölüm çok mezun veriyor ek iş yapsam da ne yapabilirim diye düşün...
Elimde Alfred Adler’in ' Hayatın Anlamı ve Amacı' kitabı, abimden dönüyorum. Yine sanki hayatıma ışık tutacak bir yola çıkmışım gibi. Kültürel farklılıkların iş yapış biçimine etkisinden hayatın anlamı ve amacına doğru yol almak. Abimi her ziyaret edişim ufkuma, hayatıma, sorgularıma, bakış açıma bir minnet ekliyor. Biraz da buruğum elbette; onunla her temasım özlemimi derinleştiriyor. Biz iki kardeşiz. Abimin hayatımdaki etkisi sandığımdan çok daha fazla. Bunu özellikle 30’lu yaşlarımda daha çok anlıyorum. Yıl 2015 . İlk yurt dışı seyahatimi, doktorasını yaptığı Edinburgh/İskoçya’ya, yanına yapmıştım. O zamanlar Aslı’ya doğru başlayacak bir yolculuklar serisinin fitilini ateşlediğimi bilmiyordum. İskoçya’da onunla geçirdiğim yaklaşık bir ayda o çalışırken benim kendi kendime keşfettiğim şehir, üniversiteden mezun olmadan önceki o kışım, hayatımda isteyeceğim “bahar”ın tanımını yapmıştı. Daha önce cesaret edebileceğimi düşünmediğim şekilde, bambaşka kültürlerden insanlarla te...