Ana içeriğe atla

Çengelköy

ÇENGELKÖY OLUR MASAL
Daha ben çocukken, abim buraya duyduğu sevgiyi dillendirirdi.Bende o zaman henüz gitmediğimden bilgim pazarda gördüğüm sulu sulu 'Çengelköy salatalığı' ve Süper baba dizisinin çekildiği yer olduğundan mütevellitti.
Büyümek bu anlamda güzel tabi, keşif yolculuğuna çıkabiliyorsun.Sizlerle Çengelköy'de çok sevdiğim bir kaç mekanı paylaşmak istiyorum.Zaten burada adım attığınız her yerden tarih kokan seveceğiniz bir mekan çıkabilir: Kuleli askeri lisesini geçince o eşsiz sahilin tepe tarafındaki evler.Buradaki balkonlarda ve bahçelerde bir ömür geçebilir denecek cinsten.Neden mi balkon ve bahçe? Çünkü çocukluğumun en güzel öğelerindendir. Paylaşmanın,komşuluğun,mutluluğun meskenlerinden.Sahilinden bahsetmeye gerek var mı zaten?










1-Çınaraltı Çay Bahçesi
Çengelköy'e geldiyseniz elbette burayı biliyorsunuzdur.Masanıza konan sohbet,yanı başınızda deniz,sanki bütün akrabalar toplanmışsınız hissini yaşatan bir ortam.Düşmediyse yolunuz bu 1000 yıllık çınar sizi de misafir etmek için bekliyor olacaktır.(Limonata,soda ve türevleri:2.5 YTL,Kahvaltı:18 YTL,Çay:2 YTL



2-Çengelköy Kokoreççisi
Gerçekten kokoreç sevmiyor musunuz?Bir kez daha düşünün derim.Böyle bir lezzet yok çünkü.Küçücük bir yerden yükselen mis gibi közde kokoreç kokuları.Duvarında sanat dünyasının da tercihinin bura olduğunu görürsünüz.Müptelası olabilirsiniz tabi.Aman cebe dikkat!(Yarım ekmek arası kokoreç:9 YTL)


3-Çengelköy Börekçisi
Dikkatinizi çeken uzun bir sıra mı?Hah işte tam orada.Sabah,öğle,akşam günün her anında nereden çıkıyor bu kalabalık diyebilirsiniz.Hemde bir börekçide.O zaman yolunuz buraya düştüğünde bu sualleri sormayacaksınız,lezzetin tadını çıkarırken.Ayrıca tam buğday unundan sağlıklı tatlar cabası,fiyatlarda makul.Şimdiden afiyet olsun.
4-Seval Pastanesi
Burasıda 1957 yılında kurulmuş.Yani 57 yıllık tarih içinden çıkan tatlar.Dondurmasına bayılacaksınız!Duyduğuma göre tahinli dondurması da pek lezzetliymiş.Bir sonraki ziyarette tanışcam.Ama ben özellikle çilekli milföyünü sevdim.Osmanlı keşkülü meşhur olan bir başka tatlarından.Fiyatlar bu lezzetlere göre oldukça makul.
(Dondurma top:1.5 YTL,çilekli milföy:5 YTL,rulo pasta:4,5 YTL,küçük pasta 28 YTL...)Tatlı düşkünü biri olarak sanırım analizini en iyi yaptığım şeylerden maruz görün.:)

5-Tarihi Çengelköy fırını(Ekmek Teknesi)
Bir başka uzun sıra adresi.Alın size tarih kokan ekmekler.Afiyet olsun.

BONUS:Kanlıca Doğa yoğurdu.Bu da ne alaka demeyin! Yolunuz o tarafa düşerse Kanlıca'ya uğrayıp, Pudra şekeri ve bu yoğurdun eşsiz uyumu da yol üstünde sizi bekliyor.Yediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

La Finestra Di Fronte(Karşı Pencere)

Türk-İtalyan senarist yönetmen olan Ferzan Özpetek’in 2003 yapımı bir filmi  Türk-İtalyan senarist yönetmen olan Ferzan Özpetek’in 2003 yapımı bir filmi La Finestra Di Fronte yani Türkçe adıyla Karşı Pencere. Benimde zaman zaman müzik çalarımda Gocce Di Memoria'nın çalmasıyla  aklıma gelir. Sezen Aksu’nun büyüleyici sesiyle başlayan film kapanışında ise Georgia’nın seslendirdiği çok başarılı bir şarkı Gocce Di Memoria’yı kazandırmıştı hayatlarımıza. En azından benim hayatıma.Tango sahnesinde Historia de un amor ise başka bir şaheserdi notaların dile gelmesinin hikayesiyle... Bu film, karşı pencereden aşka bakmayı anlatır. Giovanna karakteri ve yasak aşkı. Karşı çıkarız kabul etmeyiz. Ama aşktır ya da ilgisizliğin ilgi arayışıdır. Başrol oyuncusuna kızarız yaptığının yanlış olduğunu düşünerek. Filmi izledikçe de sanki biraz daha anlamaya başlarız onu. İlgi duyduğu komşusu ileyken bu kez de kendisine, evine, çocuklarına karşı pencereden bakması artık hikayeyi ba...

Farkındayım - farkındasın - farkında mıyız? ✨

Öncelikle bu yazıda yaklaşık 70 yazımda olduğu gibi yapay zeka desteği alınmamış %100 insan eseridir. Bu sebeple doğalı okuduğunuzu bilerek içerikten çok içimden dökülene odaklanabilirsiniz. Fizik tedavi de son haftamda akşam dönüşte 'Yazmalısın Aslı' ruhu ile yazının zihnimde beliren şarkısını ekliyorum. Kendisini çok severim. En son İstanbul konserinde dinleyebilmiş olmanın keyfiyle yazımın şarkısı onun olsun istedim. Özellikle nakarat;  "Cause everyone has a heart and every heart has a separate shadow.  Every shadow will crave to come clean" Yani çevirisiyle; “Çünkü herkesin bir kalbi vardır ve her kalbin ayrı bir gölgesi vardır. Her gölge de arınmayı arzulayacaktır.” Diyeceksiniz ki ne çağrıştırdı ki bu şarkı sana farkındalık konulu yazın için? Kalbin gölgesi, görmeyi engelleyen bölge gibi. Bakıp da göremediğimiz her şey gölgede kalıyor. O sırada yolda akşam dönerken gölgeme bakıyordum. Arındığımı ve farkındalığımın 30'lu yaşlarımda ne kadar arttığını düşünüp ...

Klişelerin Ardında Bir İnsan Kaynakları Hikayesi

Blogumda ağırlıklı olarak sizlerle ruhumu besleyen kültür-sanat ve seyahat içerikleri paylaşıyorum. Ancak bugün, mesleğimle ilgili bir yazı paylaşmak istedim. Kimisinin saygı, kimisinin korku, kimisinin umursamadığı; kimisinin stratejikleştirerek sahiplendiği, kimisinin ise ‘icat çıkarma başımıza’ diyerek ötekileştirdiği... Kimi zaman derinleştirilen, kimi zaman yüzeyselleştirilen bu kıymetli meslek grubundayım ben: İnsan Kaynakları. Masanın diğer tarafında bulunanlar şimdi anlatacaklarımı çok daha iyi anlayacaktır. Aslında ben mesleğe doğrudan İnsan Kaynakları olarak başlamadım. Yaklaşık bir yıl teknik bir pozisyonda çalıştım. O dönemde gözlemlediğim İK; despot, geleneksel yöntemlere sıkı sıkıya bağlı, odasına girerken çekindiğim ve genellikle yaşça büyük bireylerden oluşan bir yapıya sahipti. Benim istediğim; yüzünden düşen bin parça olan, masasından kalkmayan, her şeye hayır diyen ve dinlemektense konuşan biri olmak değildi. İşte o zaman, ne istemediğime karar vermiştim. Peki ya so...