Ana içeriğe atla

Hoş buldum.

Uzun zamandır yazıyorum aslında bazen bir kağıt ya da kaleme ihtiyaç duymadan.Beynimde ki çekmeceler epey dolunca serüvenim kağıtla buluşuyor.Kısa bir molayken yazmak okulda bir bülten de çıkınca(Dürbün) uzun bir yolculuk oluverdi aniden.
 
Her insan biraz gizemini korurken, bir varmışız bir yokmuşuz misali bir masal gibi hissettirirken,yaşananlarda birikmişken... E o zaman Hoş bulduk! Giriş yazısının yağmurlu bir gün de olmasıysa olmasını isteyeceğim tesadüflerden. Bir sonbahar akşamı doğarken yağmuru sevmemem mümkün mü!

Kısa lafın uzunu, eğer dinlenmeyi demlenerek geçiririm diyorsanız bence durmayın yazın bir yerlere.Hayatınıza kitaplar ve müzikler girdikçe yani çıktığınız keşf-i yolculuktan zevk alırken,bir de etrafınızda güzel insanlar varken en keyiflisiyle karşılaşacaksınız.

Not1:Blog üst tarafında, hayatımda ki vazgeçilmezlerden olan müziği  yeni bir yolculuğa çıkmak isteyenler ya da çıktıkları yolculuğu anımsamak isteyenler için minik bir yolculuk kutusuyla içermektedir.Şimdiden hepimize keyifli bir yolculuk olması umuduyla...

Not2:Bu minik yazıda barınan reklam Dürbün bülteni(Kocaeli Üniversitesi İşletme Kulubü'nde benimde aralarında bulunduğum güzel bir ekibin emeğidir.İçinde emek olan reklamlara hayır demezseniz,yolunuz düşerde bir yerde görürseniz,Dürbünden hep birlikte bakarız belki renkli bir dünyaya:))
 Ki bu not; 'Bu güzel yolculuktan da yer yer bahsetmem kaçınılmaz olacak.' sinyalidir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

La Finestra Di Fronte(Karşı Pencere)

Türk-İtalyan senarist yönetmen olan Ferzan Özpetek’in 2003 yapımı bir filmi  Türk-İtalyan senarist yönetmen olan Ferzan Özpetek’in 2003 yapımı bir filmi La Finestra Di Fronte yani Türkçe adıyla Karşı Pencere. Benimde zaman zaman müzik çalarımda Gocce Di Memoria'nın çalmasıyla  aklıma gelir. Sezen Aksu’nun büyüleyici sesiyle başlayan film kapanışında ise Georgia’nın seslendirdiği çok başarılı bir şarkı Gocce Di Memoria’yı kazandırmıştı hayatlarımıza. En azından benim hayatıma.Tango sahnesinde Historia de un amor ise başka bir şaheserdi notaların dile gelmesinin hikayesiyle... Bu film, karşı pencereden aşka bakmayı anlatır. Giovanna karakteri ve yasak aşkı. Karşı çıkarız kabul etmeyiz. Ama aşktır ya da ilgisizliğin ilgi arayışıdır. Başrol oyuncusuna kızarız yaptığının yanlış olduğunu düşünerek. Filmi izledikçe de sanki biraz daha anlamaya başlarız onu. İlgi duyduğu komşusu ileyken bu kez de kendisine, evine, çocuklarına karşı pencereden bakması artık hikayeyi ba...

Farkındayım - farkındasın - farkında mıyız? ✨

Öncelikle bu yazıda yaklaşık 70 yazımda olduğu gibi yapay zeka desteği alınmamış %100 insan eseridir. Bu sebeple doğalı okuduğunuzu bilerek içerikten çok içimden dökülene odaklanabilirsiniz. Fizik tedavi de son haftamda akşam dönüşte 'Yazmalısın Aslı' ruhu ile yazının zihnimde beliren şarkısını ekliyorum. Kendisini çok severim. En son İstanbul konserinde dinleyebilmiş olmanın keyfiyle yazımın şarkısı onun olsun istedim. Özellikle nakarat;  "Cause everyone has a heart and every heart has a separate shadow.  Every shadow will crave to come clean" Yani çevirisiyle; “Çünkü herkesin bir kalbi vardır ve her kalbin ayrı bir gölgesi vardır. Her gölge de arınmayı arzulayacaktır.” Diyeceksiniz ki ne çağrıştırdı ki bu şarkı sana farkındalık konulu yazın için? Kalbin gölgesi, görmeyi engelleyen bölge gibi. Bakıp da göremediğimiz her şey gölgede kalıyor. O sırada yolda akşam dönerken gölgeme bakıyordum. Arındığımı ve farkındalığımın 30'lu yaşlarımda ne kadar arttığını düşünüp ...

Klişelerin Ardında Bir İnsan Kaynakları Hikayesi

Blogumda ağırlıklı olarak sizlerle ruhumu besleyen kültür-sanat ve seyahat içerikleri paylaşıyorum. Ancak bugün, mesleğimle ilgili bir yazı paylaşmak istedim. Kimisinin saygı, kimisinin korku, kimisinin umursamadığı; kimisinin stratejikleştirerek sahiplendiği, kimisinin ise ‘icat çıkarma başımıza’ diyerek ötekileştirdiği... Kimi zaman derinleştirilen, kimi zaman yüzeyselleştirilen bu kıymetli meslek grubundayım ben: İnsan Kaynakları. Masanın diğer tarafında bulunanlar şimdi anlatacaklarımı çok daha iyi anlayacaktır. Aslında ben mesleğe doğrudan İnsan Kaynakları olarak başlamadım. Yaklaşık bir yıl teknik bir pozisyonda çalıştım. O dönemde gözlemlediğim İK; despot, geleneksel yöntemlere sıkı sıkıya bağlı, odasına girerken çekindiğim ve genellikle yaşça büyük bireylerden oluşan bir yapıya sahipti. Benim istediğim; yüzünden düşen bin parça olan, masasından kalkmayan, her şeye hayır diyen ve dinlemektense konuşan biri olmak değildi. İşte o zaman, ne istemediğime karar vermiştim. Peki ya so...